Programme of Armenian Studies

Home » Fundraising » İçten Bir Beşinci Yaş Mesajı

İçten Bir Beşinci Yaş Mesajı

Belki de bir kurumun kuruluşunun beşinci yılının kutlanması erken sayılabilir. Genellikle bunun, onuncu yılda yapılması daha kabul gören bir durumdur. Öte yandan bu alışılageldik uygulamayı sarsmak beni az bile olsa rahatsız etmiyor. Zor koşullar içinde doğan Ermeni Araştırmaları Programı, beş yıl boyunca birkaç fedakâr insanın çabalarıyla kök salıp gelişti; bu gerçek dahi başlı başına kutlamayı hak eden olağanüstü bir durumdur.

Ermeni Araştırmaları Programı, yirmi yıl boyunca beni sıklıkla rahatsız eden ciddi krizlerin bir meyvesidir. Programı kurmamdaki ilk neden, Batı Ermenicesinin gerilemesi ve bu dili konuşanların sayısının gittikçe azalmasının bende ciddi endişelere yol açmasıdır. İkinci neden ise, Ermeni dünyasındaki siyasi, sosyal ve kültürel yapının evrensel değerlere oranla zayıf bir şekilde kavranmasının bir sonucu olarak standartlardaki keskin düşüştür. Ermeni yaşamını felce uğratan ve yok olma aşamasına getiren aciz çalışma yöntemleri beni yeni bir platform yaratmaya mecbur bıraktı. Çünkü kayıtsızca yakınanlar ordusunun ardından gitmek benim için kabul edilebilir bir seçim olamazdı. Bundan da öte, kültürel bir suç ortaklığının lekesi vicdanıma damgalanacaktı.

Ayrıca, bir bütünün ayrılmaz parçası olarak benliğini algılama meselesi vardı. Bir diasporalı bilinciyle baktığımda, azınlıkların, yaşadıkları büyük toplumun renkli bir parçası olma gerçeği; bir diaspora Ermenisi olarak da, azınlıkların genel mozaiğinde kendine özgü Ermeni nüanslarını görünebilir kılmanın sorumluluğuyla öncelikle Batı Ermenicesi ve genel olarak da Ermeni çalışmalarını teşvik etmek için yola çıktık.

Bu girişim bir yandan da tamamen kişisel bir niteliğe sahip olup, baş döndürücü uzmanlık hayatımda edindiğim tecrübenin bir sonucudur. Üniversitede çalıştığım yıllarda azınlık dillerine, özellikle de Batı Ermenicesi, Ermeni Edebiyatı ve kültürüne dair gösterilen kayıtsızlıktan payıma düşen acı deneyim, yabancı yüksek öğrenim kurumlarının önemine yönelik şüphelerimin temelini oluşturarak bu alandaki algılarımın yeniden düzenlenmesine sebep oldu.

Diasporanın eğitim ve akademik ihtiyaçlarının tespit ve temin edilmesi doğal olarak sadece Ermenileri endişelendiren bir durumdur, yabancıları değil. Bu çerçevede, bu ihtiyaçları karşılayacak bir yapının oluşturulması ertelenemeyecek bir zorunluluğa dönüşmüştü.

Ermeni Araştırmaları Programı, kapasitesinin sınırları dahilinde, BAĞIMSIZ olarak, herhangi bir kâr amacı gütmeden ve taraf olmaktan uzak bir şekilde bu gereksinimleri karşılayacak oluşum olarak ortaya çıktı.

Sınırlı finans ve personel kapasitemizin aksine, başkaca kuruluşların on yılda tamamlamayı hayal bile edemeyeceği şeyleri beş yıl içinde gerçekleştirdik. Hayır, mütevazıyı oynamak istemiyorum, çünkü söylenmesi gerekenler söylenmelidir. Bu kuruluşun temelinde ölçülemeyecek derecede büyük yoksunluklar, kişisel maddi fedakârlıklar ve uykusuz geceler yatmaktadır. Eksikliklerimiz yok değil, bunların farkındayız. Onları düzeltmeyi ilerlememizin güvencesi olarak görüyoruz.

Ermeni Araştırmaları Programı, sağlam adımlarla geleceğe doğru ilerliyor, etrafımıza hükmeden belirsizlik ve kimi değerlerin gerektiği gibi kabul göremiyor oluşu ilerlememize engel olmayacaktır; çünkü hayat dolu ve başarıya susamış bir kuruluşu motive eden soruları biliyoruz: Ne yapıyoruz? Neden yapıyoruz? Nasıl yapacağız? Bu soruları, ilerlememizin odak noktası olarak kabul ettik. Adımlarımıza öncülük eden ideallerimizi somut projelere çevirmeye yetecek eğitimimiz ve onları gerçekleştirecek sağlam bir irademiz var.

Elbette, bize sağlanan maddi destek olmasaydı, çalışmalarımızı yapmak için bu nitelikler tek başına yeterli olmayacaktı. Söz konusu destek için Calouste Gulbenkian Vakfı’na sonsuz minnettarız. Gelecek yıllar için yaptıkları bağışları kuruluşumuz için bir güvenoyu olarak kabul ediyoruz. Ayrıca, bize destek olma sorumluluğunun sadece onların omuzlarında olmaması gerektiğini de belirtmek istiyoruz. Ermeni Araştırmaları Programı ayırım yapmaksızın herkese hizmet eden ve herkese ait olan bir kuruluştur; dolayısıyla herkesin dikkatine ve şefkatine layık olabilmelidir.

Beşinci yıldönümümüz bizim için bir yenilenme evresi, daima ileriye sabitlediğimiz bakışlarımızı yeni ufuklara doğru çevirebilme fırsatı olacaktır.

Dr Krikor Moskofian

%d bloggers like this: